[Tarihin İzleri] Restorasyon yahut kökünü kazımak?

streetartistanbul-940x351

#StreetArtistanbul, yani İstanbul’daki sokak sanatını arşivlemek için 2012’de başlattığımız kolektif online arşivleme projesini tanıtmak ve duyurmak için yazdığım çağrı metninde, ilham noktamız olarak Ayasofya’nın duvarlarına ve tırabzanlarına kazınmış yazılara ve grafitolara referans vermiştik.

Hatta, gidip Ayasofya’da saatler boyunca o duvarlara bin yıldan fazla zamandır yüzlerce milletten, farklı dinlerden, farklı kültürlerden ve farklı çağlardan gelen insanların tarihe tanıklıklarını kazıdıkları yazıların ve grafitoların fotoğrafını çekmiştik.

ayasofya-grafito-yazilar

İyi ki de çekmişiz! Çünkü, onların hiçbiri artık yok.

Geçen ay içinde, Türkiye’yi ziyarete gelen CDO Club ve CDO Summit kurucusu David Mathison ile 10 Kasım’da yarım günlük bir buluşma gerçekleştirdik. Bu buluşma esnasında hem sohbet ettik hem de tarihi İstanbul’da ufak bir gezi yaptık. David, 10 Kasım günü saat 09:05’te Dolmabahçe Sarayı yakınlarında yaşadığı tecrübeyi çok etkileyici ve ilham verici bulmuş. Ülkemizin mevcut durumu ve bu ritüellerin eski ve yeni anlamları üzerine ufak çaplı bir sohbet yaptık.

Gezimizin son durağı olan Ayasofya’yı gezerken, David binlerce yıldır ayakta duran bu şaheseri hayranlıkla geziyordu. Bense birden tüm neşemi kaçıran bir şeyi fark ettim:

Ayasofya’da süregiden “restorasyon” ile üst kattaki tırabzanlar ve duvarlardaki tüm yazılar ve grafitolar, hepsi, mermer zımparasıyla kazınmıştı. Bir tek, ünlü “Halvdan buradaydı” yazısı kalmıştı. Bu kazımanın önemini birisi keşfetmiş olmasaydı ve tarihi bir önem atfedilmeseydi, onun da sonu diğerleri gibi olacaktı.

Burada dikkat çekmek istediğim vahim nokta şu: Bu kazımalardan bazıları bin yıldır, belki daha uzun zamandır orada, onun dışında tarih içinde buraya gelmiş 300, 400, 500 yıldır orada olan yazılar ve grafitolar da vardı.

Bunlar dışında, 1974’te birinin yazdığı “Tek yol İslam” gibi kazımalar veya bizim “Halvdan”larımızın, yani Zeynel’in, Cemil’in, Kadir’in isim kazımaları da bulunuyordu. Ama yine de bunların olması, tarihi önemi olan, belki bin yıl içinde kimbilir kaç tane “Halvdan”ın yazdığı yazıların hepsini silmek gerekmezdi.

 

O yazı ve grafitolarda kimbilir ne hikayeler, nasıl gizemler saklıydı ki, onları araştırmaya ve aramaya fırsat olmadan tarihten sonsuza kadar silinip gittiler. Ama diğer yandan, Ayasofya’daki Osmanlı eserlerinin her biri (restorasyon bittikten sonra alelacele başlatılan ikinci bir restorasyonla) parıl parıl parlatıldı.

Bu konuda Bilgi Edinme Kanunu uyarınca Kültür Bakanlığı’ndan bilgilendirme talebinde bulundum. Ama henüz bir ses yok, bakalım neler olacak…

 Konuyla bağlantılı bir başka yazı okumak isterseniz:

#StreetArt: sokaklardan müzeye sızan sokak sanatı

[İnternet ve Sokak] Katılımcı demokrasi çağı

internet-ve-sokak-kapak

2015’in ortasında bir kitap yayınlandı: İnternet ve Sokak. Ayrıntı Yayınları‘ndan çıkan bu kitabı sevgili hocalarım Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ve Dr. Savaş Çoban derlediler.

Türkiye’de internetin gelişimi ve bunun sokağa ve aktivizme yansımasının konu edildiği kitapta, benim de dahil olmak üzere, Ragıp Duran, Ezgi Başaran, Sarphan Uzunoğlu, Serhat Koç, Altan Kar & Sevgi Kesim, Ceren Sözeri, Burak Özçetin, Gülüm Şener & Perrin Öğün Emre, Şevket Uyanık, Erkan Saka, Aslı Telli Aydemir, Tolga Çevikel ve Ebru Yetişkin‘in yazıları var. Bu kitapta, Türkiye’nin internet dünyasındaki yeri, sansür, online haklar ve daha birçok konuda çok önemli makaleler bulunuyor.

Kitap hakkında detaylı bilgi ve ilk 16 sayfasını bu linkte bulabileceğiniz İnternet ve Sokak kitabında yayınlanan makalemin kısa özetini aşağıda paylaşıyorum. Makalenin detaylı bir kısmını ise, Academia.edu sitesindeki profilimde bulabilirsiniz.

Bu konuyla ilgili sizin düşünceleriniz nedir? Bu tezime katılıyor musunuz, yoksa farklı görüşleriniz mi var? Yorumlarınızı sitenin iletişim bölümünden yazarak gönderebilirsiniz.

internet-ve-sokak

ÖZET:

Katılımcı Demokrasi Çağı: Katılımcılık Bilinci, İnternet Sansürü ve Ulus Devletler

İnternetin gelişimi ve içinde bulunduğumuz Web 2.0 dönemindeki “çoklu iletişim evreni” bireylerin ve vatandaşların çevrelerindeki onları ilgilendiren konularda karar verme süreçlerine dahil olma taleplerini yükseltiyor.

Böylece, katılımcı demokrasi için bir talep yükseliyor. Ekonomik ve sosyal alanda bu talep hızlı karşılık buldu, fakat devlet yönetimi ve kamusal alanda bu talep dirençle karşılanıyor.

Bu nedenle, bazı devletler internet sansürü ve benzeri yöntemlerle bu katılımcı demokrasi taleplerini kontrol altında tutmaya ve baskılamaya çalışıyor. Bazı devletler ise, bu talebi görünürde kucaklayan fakat alttan alta kanuna aykırı bir şekilde dinleyen ve gözetim altında tutan sistemler geliştiriyorlar.

Fakat, internet sansürü ve gözetim mekanizmaları bu talebin ortadan kalkmasını sağlayamıyor. Artık, devletler ve yönetimlerin bu talebi dikkate alacak mekanizmalar kurması gerekiyor.

Academia.edu’daki yazının geniş hali için buraya tıklayın.

1 / 19412345...1020...Last »