GriZine: kara denize sırtını, yeşil dağlara yüzünü dönenler

7. Yeşil Yayla Festivali bize Karadeniz’in insanların anlatamayacağı kadar güzel olduğunu ve insanlarının fıkralara konu olmak bir kenara dursun, en büyük Karadeniz fıkrası üreticileri olduğunu öğretti. Bunlar dışında, Karadeniz’in gerçekten Cennet gibi bir yer olduğunu (hatta gittiğimiz köylerden birinin adı, bizatihi, Cennet Köyü’ydü); bu coğrafyada hiç tahmin etmediğimiz meyve ve sebzelerin yetişebildiğini (mesela Kivi) öğrendik. Doğanın birleştirici gücünü hiç aklınıza gelmeyecek insanlarla tanışarak ve onların hikayelerini dinleyerek hissettik.

Devamını GriZine’de okuyun.

GQ: Freelancer’ın yırtma rehberi

Normal şartlar altında serbest çalışmak harika görünüyor olabilir ama acaba Türkiye şartlarında karşımıza nasıl tablo çıkıyor?

Bir zamanlar tüm yerli dizilerde en az bir “serbest meslek sahibi” karakter vardı. Mesela, Bizimkiler zamanında meşhur Katil vardı ama onun durumu iyiydi. Sonra Ferhan Şensoy, Boşgezen ve Kalfası ile durumu iyice uçlara taşıdı. 2000’lere geldiğimizde Gurbetçiler’de Kemal Kuruçay ve En Son Babalar Duyar’da Levent Ülgen hiçbir şey yapmamalarının kılıfını “serbest meslek erbabı” olmak hasebiyle uydurmuşlardı. O zamanlar tüm işsizler ve haytalar kendilerine ne iş yaptıkları sorulduğunda hiç tereddütsüz “serbest meslek” yanıtını yapıştırıyordu.

Sonra zaman geçti, internet iyice hayatımızın içine girdi ve “yaratıcı” işlerde çalışan yeni nesil ofislerden sıkılmaya, otoriteden bezmeye ve mesai saatlerini yaratıcılıklarına bir engel olarak görmeye başladılar. Böylece, ofislerden ev-ofislere doğru bir kavimler göçü başladı. Ofislerden ayrılanlar, haliyle emeklilik hayallerini de geride bırakmış oldular.

Tabii, bunda Amerika’dan esen farklılaştırıcı hipster rüzgarlarının da etkisi yok değil. Çünkü hipsterlığın birinci kuralı hiçbir şeyden memnun olmamaktır. Unutmayın ki bir hipster asla alışılmış bir işte çalışmaz. Çalışıyorsa da çaktırmaz.

Doksanlara damgasını vurmuş olan serbest meslek kavramı, Hipster Baharı’nın gelmesiyle mutasyona uğrayarak freelance’e dönüştü. Ama freelance’i serbest meslekten farklı kılan bazı temel etkenler var:

– Freelancer işsiz değildir, onun için iş çoktur. Ama o, istediği işi yapar.Serbest meslek sahibi işsiz değildir, onun için iş imkanı çoktur. Ama o, kendisine uygun iş beğenemez.

– Freelancer yaratıcıdır, özgürlüğe ve “speys”e ihtiyacı vardır. Serbest meslek yapıcıdır, sermayeye ve fırsatlara ihtiyacı vardır.

– Freelancer “chai latte” içer, “coffee shop”ta “dedlayn”ına yetişmeye çalışır. Serbest meslek çay, kahve içer, kahvehanede iş bekler.

– Boş vakitlerinde freelancer Angry Birds oynar, serbest meslek tavla veya okey oynar.

Ciddi olmak gerekirse, freelancer’ları farklılaştıran en temel unsur, onların elinden gerçekten bir iş geliyor olması ve gerçekten biraz para kazanıyor olmaları. Yani, hiçbir freelancer eğer zaruri ihtiyaçlarını giderecek kadar (iPhone’unun taksidini ödemek, üç ayda bir yeni Wayfarer almak ve her gün en az iki Grande Chai Latte içmek ve mutlaka organik beslenmek…) para kazanmasa bu işe devam etmez. Hemen gider, çok eleştirdiği o çok uluslu büyük şirketlerden birinin kendisine uygun olan departmanında masasının başına geçer ve Facebook’ta durum güncellemesi yapmaya kaldığı yerden devam eder: Ofis çok sıkıcı yaeğ!

GQ.com.tr

10 / 194« First...89101112...2030...Last »